katyusha.'s profile picture

Published by

published

Category: Literature

0-katyusha

1990’ların sonunda Rusya haritalarda hala tek bir ülke gibi görünüyordu, fakat içeriden bakıldığında çürüyen bir imparatorluğun enkazından başka bir şey değildi. Sovyetler’in dağılmasının ardından devlet otoritesi paramparça olmuş, şehirler mafyaların, oligarkların ve eski askeri yapıların arasında bölünmüştü. Moskova’nın ışıklı caddelerinde yeni zenginler yükselirken, taşrada insanlar ekmek kuyruklarında ölüyordu. Hükümet vardı ama güven yoktu. Yasalar vardı ama uygulayan kimse kalmamıştı.

İşte tam bu kaosun ortasında, halkın hiçbir zaman adını duymadığı bir yapı doğdu.

Onlara yalnızca “Büyükler” deniyordu.

Bu konsey ne resmi kayıtlarda geçerdi ne de devlet binalarında görünürdü. Ama Kremlin’de alınan her kararın gölgesi önce onların masasına düşerdi. Konsey; Ortodoks kilisesinin en nüfuzlu din adamlarından, Çarlık döneminden kalma aristokrat ailelerin temsilcilerinden, petrol ve silah ticaretiyle servet edinmiş oligarklardan ve eski KGB’nin görünmez adamlarından oluşuyordu. Her biri farklı bir yüz taşısa da ortak bir inançta birleşiyorlardı:

Rusya düzen olmadan yaşayamazdı.

Ve düzen gerekiyorsa, bedeli ne olursa olsun sağlanmalıydı.

Bu amaçla Konsey, perde arkasında iki örgüt yarattı.

İlk örgüt, savunmanın ve korumanın ilk adımını atan Zashchita’ydı.

Demir disiplinin, mutlak itaatin ve korkunun örgütü.

Zashchita ajanları duygularını öldürmek üzere yetiştirilirdi. Onlar için merhamet bir zayıflık, sevgi ise görevden sapmaydı. Siyah üniformaları ve kusursuz operasyonlarıyla tanınırlardı. Bir hedef verildiğinde sorgulamaz, yalnızca yerine getirirlerdi. Yetimhanelerden alınan çocuklar burada asker, suikastçı ve istihbarat ajanı olmak üzere eğitiliyordu. İsimleri silinir, geçmişleri unutturulur, yerlerine görev numaraları verilirdi.

İkinci örgüt ise değişimin ve özgürlüğün ilk kıvılcımını taşıyan Volna’ydı.

İçgüdülerin, tutkuların ve kontrol edilemeyen kaosun örgütü.

Volna daha kaotik, daha özgürdü. Kurallardan çok sezgilere inanır, insan ruhunun bastırılmaması gerektiğini savunurlardı. Onların ajanları sanatla, psikolojiyle, manipülasyonla yetişirdi. Bir Volna ajanı gerektiğinde bir diplomat gibi konuşabilir, gerektiğinde kalabalığın içinde görünmeden kaybolabilirdi. Zashchita korkuyla hükmederken, Volna insan zihnini ele geçirirdi.

Konsey bu iki örgütü bilinçli olarak birbirine rakip tutmuştu. Çünkü denge, yalnızca çatışmayla korunabilirdi.

Yıllar boyunca Rusya’nın karanlık sokaklarında görünmeyen bir savaş sürdü. Moskova metrosunda kaybolan insanlar, faili meçhul siyasetçi ölümleri, çıkan küçük iç çatışmalar.. Halk bunları sıradan suç sanıyordu. Oysa perde arkasında Zashchita ve Volna birbirlerinin boğazına sarılıyordu.

Sonunda savaş o kadar büyüdü ki Konsey bile kontrolü kaybetmekten korktu.

Ve bir barış yapıldı.

Kanla yazılmış bir anlaşma.

Rusya’nın beş büyük şehri iki örgüt arasında paylaştırıldı. Her biri kendi bölgesinde hüküm sürecek, birbirinin alanına dokunmayacaktı. Sokaklar sessizleşti. Cinayetler azaldı. Ülke ilk kez nefes alabildi.

Ama hiçbir düzen sonsuza kadar sürmezdi.

2000 yılında her şeyi değiştiren şey bir savaş değil, bir aşk oldu.

Zashchita’nın en ölümcül ajanlarından biri olan Katia Sokolova, görev sırasında Volna’nın yükselen yıldızı Dimitrii Volkov ile karşılaştı. Normalde birbirlerini öldürmeleri gerekiyordu. Çünkü çocukluklarından beri onlara öğretilen tek gerçek buydu:

Karşı taraf insan değildir.

Fakat birbirlerinde ilk kez örgütlerin öldüremediği bir şey gördüler.

İnsanlıklarını.

Başlangıçta bu yalnızca kısa bakışlardan ibaretti. Sonra gizli buluşmalara dönüştü. Ardından geri dönüşü olmayan bir aşka.

İkisi de kuralları biliyordu. Böyle bir ilişki öğrenildiği anda yalnızca kendileri değil, bağlantılı oldukları herkes öldürülürdü. Ama yine de kaçmayı seçtiler.

Bir gece hiçbir iz bırakmadan Rusya’dan kayboldular.

Arkalarında örgütlerini, isimlerini ve eski hayatlarını bırakarak İspanya’ya sığındılar. Valencia kıyılarında sahte kimliklerle küçük bir hayat kurdular. Uzun yıllar boyunca kimse onları bulamadı.

Orada ikiz kızları doğdu.

Ekaterina ve Vyrella.

Dimitrii çocuklarına denizi öğretirken, Katia onlara Rusça ninniler söylüyordu. İlk kez gerçekten yaşamayı öğrenmişlerdi. Silahlardan, görevlerden ve ölüm emirlerinden uzakta küçük ama gerçek bir aile olmuşlardı.

Fakat geçmiş hiçbir zaman tamamen unutmazdı.

2009 sonbaharında Zashchita izlerini buldu.

Gece yarısıydı.

Evin ışıkları kapalıydı, yağmur camlara vuruyordu. Katia ilk sesi duyduğunda bunun ne olduğunu hemen anlamıştı: eğitimli adımlar. Sessiz, ritmik, ölüm kadar soğuk.

Kaçmak için zaman yoktu.

Katia Dimitrii’ye kızları almasını söyledi, ama bir kişiyi saklayabilirlerdi. “Birini kurtarabiliriz,” dedi Dimitrii fısıltıyla. “İkisini değil.” Katia’nın yüzü bembeyaz oldu. Bu, bir annenin duymak istemediği tek cümleydi. Katia nefesini tuttu, ve kararını verdi. Sessiz olan ikizi aldı. Diğerini Dimitrii’ye verdi. “Karanlığa saklan,” dedi ona. “Her ne olursa olsun çıkma.” Katyusha’yı hızla pencerenin altındaki büyük giysi dolabına yerleştirdiler. Ardından koridora yöneldi. Silahı yoktu ama bedenini silaha çevirmişti. O gece eski kimliğine son kez geri döndü; anne olmadan önceki ölümcül ajanına.

Ev birkaç dakika içinde savaş alanına döndü.

Silah sesleri dar koridorlarda yankılanırken küçük Vyrella ağlıyordu. Dimitrii onu kaçırmaya çalıştı ama Zashchita çoktan içeri girmişti. Vyrella zorla alınırken Katia son mermisine kadar savaştı. Ve öldü.

Dimitrii kaçmayı başardı sanıldı. Ama birkaç hafta sonra Madrid yakınlarında cesedi bulundu. Resmi kayıtlarda sıradan bir cinayet olarak geçti.

O gece yalnızca bir kişi tamamen gözden kaçmıştı.

Küçük Ekaterina.

Annesi çatışma başlamadan saniyeler önce onu mutfaktaki dolaba saklamıştı. Küçük kız saatler boyunca karanlıkta nefesini tutarak bekledi. Dışarı çıktığında ev sessizdi. Kan kokusu duvarlara sinmişti.

Ve artık tamamen yalnızdı.

Volna onu kısa süre sonra buldu.

Çünkü iki örgüt de aynı gerçeği öğrenmişti:

Katia ve Dimitrii’nin kızları hayattaydı.

Büyükler Konseyi bu çocukların birlikte büyümesine asla izin veremezdi. Aynı kandan gelen iki kız kardeş, iki örgüt arasında bir köprü olabilirdi. Bu ise dengeleri bozacak kadar tehlikeliydi.

Bu yüzden onları ayırdılar.

Vyrella, Zashchita’ya verildi.

Soğuk disiplinin içinde büyütüldü. Ona sevginin ihanet olduğu öğretildi.

Ekaterina , ya da Volna’nın ona verdiği isimle Katyusha, diğer tarafta yetiştirildi. Ona özgürlüğün her şeyden üstün olduğu söylendi.

İki kız kardeş birbirlerinin yaşadığını bilmeden büyüdü.

Aynı gözlere, aynı kana, aynı geçmişe sahiptiler.

Ama bir gün karşılaştıklarında, birbirlerini düşman olarak tanıyacaklardı.

Ve Rusya’nın gölgelerinde yıllardır korunan o kırılgan barış, iki kız kardeşin kaderiyle yeniden kana bulanacaktı.

Kudos: 0

Comments

Displaying 0 of 0 comments ( View all | Add Comment )